Diyelim ki, yeniden kurgulama hakkımız var. Dünyanın şu anki acımasız çarklarını nasıl düzeltirdiniz?

Değerli bir dostum, emekliler için şunları söyledi:

Emekli çalışırken şunu ödemiş, bunu ödemiş, şu olmuş, bu olmuş demeden her birisine hayatlarını yaşayacak, faturalarını ödeyecek, tatile gidebilecek yani insan gibi yaşayacak imkanlarda maaş bağlamak sosyal bir toplumun / devletin görevi. Eşit ve gerçekten iyi maaş bağlanmalı.”

Hemen içimden itirazlar yükseldi. “Olur mu canım, sistem ne kadar ödersen, ona göre sana maaş bağlıyor. Herkese hem eşit, hem yüksek, üstelik az prim verene de aynı… Nasıl kalkılacak bu bütçelerle bunun altından?”

Sonra aklıma ömür boyu, asgari ücret sarmalından çıkamayan milyonlar geldi.

Hepimiz doğduğumuz günden beri hayatı böyle gördük. Para kazanmak için serbest çalışanlar vardır veya işgücünü kiralayarak maaş alanlar. Üçüncü grup parayı yatırımlarla büyütenler.

İçinde yaşadığımız kapitalist sistemde girişimciler, çalışanlar, yatırımcılar var. Herkes dişlerini hayata geçirip eşit şartlarda başlamadığı bu hayatta var gücüyle Amerikan rüyasını(!) gerçek hale getirmeye çalışır.

Oysa hepimiz biliyoruz, bu milyarlarca insan içinden çok azı, kendisini, ailesini ekonomik anlamda kurtaracak ticari beceriye, şansa, eğitime veya anaparaya ulaşabilir. Çok ünlü girişimcilerin bile -mesela Elon Musk- hayatlarına baktığımızda, beş parasız kaldıkları, kimseyi işlerine inandıramadıkları büyük dönemler var. Bu iş, üst seviye vizyon, yetenek ve zekayla bile kolay değil.

wealth-labor-life-white-people-money-capitalisim

Neden toplumsal servet paylaşımını bu şekilde benimsedik? Zenginliğin harekete geçirici güç olduğunu büyük yatırımların, fabrikaların, iş alanlarının ancak bu şekilde servet yığılmalarıyla olduğunu biliyoruz. Ama trilyon dolarlık şirketlerin kasalarında duran paralardan, çalışanlarına kırıntı (!) verdiklerinde, kişilerin kolayca kiralarını ödeyebileceklerini, hayalini kurdukları eğitimleri çocuklarına sunabileceklerini, ev taksidine girebileceklerini veya tatile gidebileceklerini ama bunun ısrarla yapılmadığını biliriz. Çalışanların o şirketin hissedarları olması gerektiği artık daha yüksek sesle tartışılıyor.

Dünyanın her yerinde servet sahipleri güçlüdür. Yasalar ve vergi kanunları onların neredeyse hiç denecek düzeyde vergi yüküne katkı sağlayıp sadece karlarını biriktirmeleri üzerine kurgulu.

Norveçli olduğunuzu düşünün, Norveç Varlık Fonu, sayılamaz büyüklüklerde servete dayansın halkı bundan ufacık bir fayda sağlar. Mesela vatandaşlarından vergi alınması bile kaldırılmaz. “Sonraki nesillere kalacakmış” masalı tatlı gelse de, inanılmaz gülünç. Daha fazlası vatandaşına bugünden paylaştırılabilir.
https://www.bloomberght.com/norvec-varlik-fonu-109-milyar-dolar-kr-etti-2351244?page=2

Neden böyledir? Neden alt katmandan, üst katmana çıkan servetin akışı hiç konuşulmaz. Kar payı girişimcinin, yatırımcının hakkı olarak görülürken, iş gücünün -beyaz yakalı veya mavi yakalı olsun-, alması gereken ücretler neden ancak yaşaması kadardır? Diyelim Avrupa için 1500-3000 Euro arası net bir maaş standart olmuştur. Türkiye’yi hiç örnek olarak vermeyelim, durumu söylemeye gerek yok.

wealth-poverty-labor-lifeBu soruları iyi değerlendirmeli. Amacımız, yakalım, yıkalım, devirelim, düzeni bozalım olmamalı. Bu şekilde bir yere varılamadığını ülkelerde gördük. Yazının amacı insanları mutsuz etmek veya toplumsal barışa çomak sokmak değil. Çünkü eldeki sistemde doğduk “Daha iyisi nasıl olur?” diye düşünmek için hiç soluklanamadık.

Kanuni Sultan Süleyman ne güzel yazmış: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”
Bir şekilde kendimiz için sağlığa ve hayat akışı için bir sisteme ve düzene ihtiyacımız var.

Default_wealth_labor_life_white_people_money_capitalisim_0

Sormaya devam edelim. Neden insanlık ailesi her gün öğlene dek kazandıklarıyla silah satıcılarının sattığı silahları satın almak zorunda? Devletler neden kendilerini korumak için ordular, uçaklar silahlar almak zorunda? Her verdiğimiz vergiye ortak olan silah satıcıların ülkeler arasında savaş çıkardığını, tek dertlerinin dünyaya silah satmak olduğunu aslında var olan, çözümü imkansız sorunların, böyle olmasında rol aldıklarını yeterince konuşmadık.

Büyük ölçekte bakarsak, dünya ülkelerinin refah düzeyi aynı değil ve büyük bir göç dalgası yaşanıyor. Biz ülkemizdeki düzensiz ve kontrolsüz göç sorununu biliyoruz ama Kanada, İspanya, Avustralya… Ülke dışından gelen insanların fazlalığıyla oluşan emlak / kira krizinden çıkamıyor. Nereden geliyor bu insanlar, neden gelmek istiyor? Özgürlük mü, ekonomi mi, düzen mi, eğitim mi?

"Emekli çalışırken şunu ödemiş, bunu ödemiş, şu olmuş, bu olmuş demeden her birisine hayatlarını yaşayacak, faturalarını ödeyecek, tatile gidebilecek yani insan gibi yaşayacak imkanlarda maaş bağlamak sosyal bir toplumun / devletin görevi. Eşit ve gerçekten iyi maaş bağlanmalı." Hayat,Zenginlik Yeni Bir Hayat İçin Hayal KuralımParanın kazanılışını ve yaşama hakkımız olan bir hayatı yeniden kurgulamak zorunda kaldığımız bir zamana geldik. Çünkü dünyanın her yerinde Z ve Alfa kuşağı için mülksüzleştirme projesi adım adım yürüyor. Ev almak imkansızlaşıyor. Astronomik rakamlara geliyor. Gelecek belirsizliği, savaş çığırtkanlığıyla kaygı pompalanıyor. Emeklilik yaşının 60 ve üstü olmasının aslında insan için sadece hastalıklarla ve yorgunlukla dolu bir bedende gün geçirmek olduğu sorgulanmıyor.

Sistemin bu halinden başka türlü olamayacağı ve olursa ekonomik olarak çökeceğine eminiz. Oysa ABD gibi büyük devletlerin bile borç yükü döndürülemez bir yere doğru gidiyor. Sonra ne olacağını sormaya bile korkuyoruz. Paranın değeri yoksa sistem nasıl çalışır?

wealth-labor-life-white-people-money-capitalisim-907425063

Anahtar soruları sorarken, çareler ararken elimizdeki bilgiler ve tuttuğumuz yol kendi kazançlarımız ve servetimiz kadar. Hayal gücümüz herkesin ferah ve barış içinde yaşayabileceği hayatı kurgulamakta zorlanıyor.

Hayat

En büyük yerin altını çiziyorum.

Çünkü en yukarıdaki zenginlerin gerçek servetleri hakkında hiçbir fikrimiz yok.

Dünyanın her yerinde ortalama insanın “Neden hayatım böyle?” demesi gereken zamana geldik.

Son olarak, bir de hepimize çarpmak üzere gelen Yapay zeka ve robot çağının iş gücünü devralması problemi var. Bu nedenle soruları sormak için en fazla beş on senemiz kaldı. Sonra alacağımız bir karar veya değişim çok daha zor olacak. Yeni dünya düzeninin dişlileri toplumları öğütmeye başlayacak.

"Emekli çalışırken şunu ödemiş, bunu ödemiş, şu olmuş, bu olmuş demeden her birisine hayatlarını yaşayacak, faturalarını ödeyecek, tatile gidebilecek yani insan gibi yaşayacak imkanlarda maaş bağlamak sosyal bir toplumun / devletin görevi. Eşit ve gerçekten iyi maaş bağlanmalı." Hayat,Zenginlik Yeni Bir Hayat İçin Hayal Kuralım



EPOSTA ABONELİĞİ İÇİN

Aşağıdaki formda e-posta adresinizi yazın, gelen e-postaya onay verin.


https://suleymansonmez.substack.com/
E-posta aboneliği için e-posta adresinizi eklemeniz, aşağıdaki konuları anlayıp izin verdiğiniz anlamına gelir.
Lütfen okuyunuz. Temel olarak, siteden (Güneşin Tam İçinde) ve yazardan (Süleyman Sönmez) e-posta bülten almaya izin vermek anlamını taşır. Bu iznin temeli: okunacak yazılar, izlenecek videolar, dinlenecek podcastlar, fotoğraflar, tanıtılacak ürün, kitap, site, uygulama, yapay zeka, eğitim, gezi, teknoloji, anket gibi içerikler ve kampanyalar olabilir. Bültenin içeriğinde, bülten sponsorunun ürün ve hizmetine ait bilgi, link ve banner yer alabilir. Bülten e-posta sistemi substack isimli dünyaca çok bilinen, güvenilir e-posta sistemi tarafından gönderilir. E-postalar yeni bir e-posta dağıtım sistemine geçmek dışında üçüncü şahıs ve şirketlerle paylaşılmaz. İşleyiş gereği yurtiçi ve yurtdışındaki server sistemlerinden hizmet verilebilir. Spam gönderilmez. İstediğiniz noktada, tek adımla her e-postanın en altındaki "Unsubscribe" seçilerek üyelikten çıkılır ve siz tekrar e-posta abonelik formuyla veya bülten sayfasında üye olana dek yeni e-posta almazsınız. İlginiz için teşekkür ederiz.


SİZİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

Yorumunuzu yazınız
İsminizi Yazınız